#AnaelBülten


Televizyonlara veda etmeye mi hazırlanıyoruz?


Evlerimizde artık bir çoğumuzun streaming platformlarını yansıttığı bir cihaz, televizyon. Televizyon izleme deneyimi artık uzaklaşan eskiden aşina olduğumuz bir kavrama dönüşmek üzere. ‘2022 Ulusal Medya Raporu’ nda bu düşünceleri destekler nitelikte verilerle karşılaşıyoruz. 18-24 yaş aralığındaki 10 genç yetişkinden 9’unun seyir vaktinin tamamını dijital platformlarda geçirdiğini, tv kanallarının listelerinde dahi bulunmadığı tespit edilmiş. Genç yetişkinlerin tahmin edilebilir televizyondan kaçışı, kendilerine uygun içeriği televizyon kanallarında bulamamaları ve uzun süreli televizyon yayınlarının popülaritesinin düşmesiyle açıklanabilir. Yine aynı raporda 65 yaş üstü olanların izleyecek içeriklere televizyon kanallarından eriştiğini görüyoruz. Gelecek nesli yeni trendleri çok hızlı yakalarken hatta akımları yaratırken görüyoruz. Yine benzer bir çabayla eski alışkanlıklarına sıkıca bağlı ve bildiği yöntemlerden vazgeçmeyi tercih etmeyen bir nesil karşı karşıya. ‘Yeni’ olanı sadece takip etmek mi önemli olan yoksa alışkanlıklarımıza katmak mı bizi hayatta tutacak. Zamanında televizyon gibi büyük ses getiren icatların artık günümüz medyasında yerini diğer cihazlara bıraktığını farketiyoruz. Televizyon da radyo gibi aramızdan ayrılacak mı yoksa yeniliği yakalamak için yeni nesille bulaşmaya mı çalışacak?

Google arama geçmişinizi eğer herkes görseydi?


Hayatınızda aklınıza gelen soruları her zaman yanıtlayacağını bildiğiniz biri var mı? Artık bir soruyu önce google da aratmadan etrafınızdaki insanlara sormanın ‘vakit kaybı’ olarak nitelendirildiği yıllardayız. İnsanların başka insanlara olan ihtiyacını hepimiz hissediyoruz ama kurduğumuz iletişimlerde artık daha dikkatliyiz. Çok kısa sürede edinebileceğimiz bilgiler için başka insanlara soru sormaktan çekindiğinizi hissediyor musunuz? Bazen bilmiyor olmaktan utandığımız konular ya da eleştirilmekten çekindiğimiz için sormaya korktuğumuz soruları ilk kimle paylaşıyoruz?

2000 kişinin katılımıyla Birleşik Krallık’ta yapılan araştırmalarda katılımcıların yarısı Google gibi arama motorlarına yöneltilen soruların herkes tarafından görünür olması durumunda endişeli olacaklarını paylaşmış. Yine katılımcıların yarısı ise bir haftayı herhangi bir arama motoru hayatlarında olmadan geçiremeyeceklerini paylaşmış. Siz de arama geçmişinizi temizleme ihtiyacı hissettiniz mi? Sonsuz soru sorma şansının tanındığı bir alanda aslında ne kadar da düşünmekten uzak bir hayat yaşıyoruz ama öyle olduğunu sanırım henüz paylaşmaya hazır değiliz. Arama motorları iyi ki hayatımızdalar ve bizi eleştirmiyorlar.

Tanımadığımız insanları karşımıza çıkaran algoritma; Tiktokifikasyon


Soysal medyalarımızın akışında artık arkadaşlarımızın paylaşımlarından çok tanımadığımız insanların içeriklerini daha çok görüyoruz. Burada çalışan algoritmaları anlamak zor ama bizi bir yere yönlendirdiği kesin. Tiktokifikasyon; arkadaşlarımızın paylaşımlardan ziyade ilgi alanlarımıza dair paylaşımları ya da dikkatimizi çekecek içeriklerin önümüze çıkmasını sağlayan algoritmaya verilen isim. Tiktok’ta bugün üyelik açıp kimseyi takip etmeden keşfet kısmına girersek karşımıza çeşitliliklerle dolu bir dünya açılır. Sosyal medyada son zamanlarda soru işaretleri yaratan bu algoritmanın hedefi arkadaş gönderilerini arka planda bırakıp kullanıcının ilgi duyduğu içerikleri karşısına çıkarmak. Bu algoritma aynı zamanda öne çıkardığı kişilerin takipçi sayılarının çokluğuyla ilgilenmiyor. Yani Tiktok’ta gezinirken karşıma 30 takipçili biri de çıkabilir 15000 takipçili biri de. Uygulamanın amacı kişiye özel bir deneyim sunmak bile diyebiliriz. Beni güldüren ya da meraklandıran konuları saptayıp karşıma bu içeriklere sahip insanları çıkarıyor. Bu durum küçük işletme markaları için ya da az takipçili içerik üreticileri için harika bir fırsat. Kitlenize uygun insanların karşısına paylaşımlarınızın çıkması yukarı doğru çıkan bir grafik habercisi gibi. Yine çok takipçili büyük markalar ise bu durumdan tedirgin. Rekabetin kızışmaya başlayacağı kesin ama iyi olan içerik her zaman kazanmaya devam edecek gibi duruyor.

Sıcak yuva; Oreo


Arap Emirlikleri’nde sokakta yaşayan canlılar için artık Oreo var. Oreo kalplerimizi ısıtan bir kampanya başlatmış. Ani bir şekilde iş değiştirenlerin sayısındaki artış ve yabancı uyruklu çalışan sayısının artması özellikle pandemi döneminden sonra Arap Emirlikleri’nde sokakta yaşamak zorunda bırakılan canlı sayısını yükselmiş gözüküyor. ‘Bazen en iyi kurabiye Oreo değildir, evdeki sevimli arkadaşlarımızdır’ diyen Oreo sokaklardaki savunmasız canların yuva bulması için büyük bir adım atmış. Sevilen markaların sosyal sorumluluk projelerine büyük destekleri daha çok ihtiyacın karşılanmasında önemli bir rol oynuyor. Siyah-beyaz kedi veya köpeğine Oreo ismini koymuş kaç kişinin yüzü bu haberle gülmüştür?



33 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör